Lisedeyken cuma çıkışlarında
kitapların arasında yapılan bir etimoloji söyleşisinde tanıştık seninle. Çok
okumuş az yazmış misafirimiz, yıllar boyu kenarına köşesine beduh yazılıp da
sana gönderilmeyen mektuplardan birini okuyordu ürkütücü sesiyle. Mektupları
seninle sevdim ben Meryemce. Tüm abukluğuna rağmen seni de severim, bilirsin.
Meryemce, nereden
geldin aklıma bilmem, sükuna ermiş bir gecede kalbini akan suya bırakırken
gördüm seni. Ay hilaldi. Bir de not düştün ; “hak bildiğim batıl, mail olduğum
zail oldu.” diye. suya yazı yazılmayacağını bilmezmişsin gibi.. Unutuyorsun
Meryemce. Sarınıp örtündüğün, yakıp da ısındığın bir kalbi öylece bırakıp
gitmek emanete ihanettir, yıldızlar yalnız gökte değil, baksan ve görsen
içindeki semaya niceleri akar. ama işte, unutuyorsun sen..
Işıksız bir fener,
efsunsuz bir kelam sanmaktaydın kendini. Yaradılış gayenden ırağa düşmüş gibi.
Kefeninin cebine iliştiremeyeceklerine kıymet vermemeyi öğretemedin tavus
kuşlarına. Çok şey öğrendin. Gezegenlerin ismini sayabilir, bir ormanda
kaybolsan yönünü tayin edebilir, tek bir lale soğanından zaman içinde lale
bahçesi yapabilirsin. Ne var ki, iyi bir öğretmen olamadın.
Meryemce , seni
bilirim, paşa dedenin saraylı torunu değilsin asaletinle salınasın. Şah
Şehriyar'ın Şehrazat'ı değilsin masallarınla avutasın. Nebukadnezar’ın
Amyitis’i değilsin gül yüzün gülsün diye sarmaşıklar sarkıtılsın sular
akıtılsın sütunlardan. Zebercedler yakutlar ellerin olsundu, bir parça huzurla
kendi bahçende salınsan kafiydi. Gel gör ki merak gizli bahçeleri tenha
bırakmıyor Meryemce. Bu yüzden sana onca dediler, ağyara kapını açma diye. Gül
dalında gönenen bülbüllere dünyanın neresinde rastlanmış ki senin bahçende
olsundu? Eski köye yeni adet getirmek sana düşmedi Meryemce; çatlasa da bülbül
gül yağını eller sürünürdü. sen de güller deremedin, çözülmüş bir sırrın
üzüntüsü oldu verebildiğin..
Meryemce, bağrına
nehir saplanmış bir denizde yüzdüremezsin gemini. Bunu anladığın gün Tarık bin
Ziyad gibi bir karaya atıp kendini, yakmalısın gemini. Sen Sisifos değilsin
Meryemce. Kaldı ki kendi kendini yararsız ve umutsuz bir çabayla cezalandırmak
da haddin değil. Ama Meryemce ne çıktığın karaya, ne kendine, ne de
mürettebatına zerre zarar gelmemeli. Akıllıca bir düşünceyi delice dökmemelisin
fiile. Aklın tiranlığına fütursuzca salmamalısın hislerini. Bunu yapabilir
misin?
Yapamadın Meryemce.
Arşın, arzın ve dağların kabul etmediği bir emanetle yürüdüğün yolda dengeni
kaybettin. Ucuz atlatılmış bir kaza zannedildin. En çok da bu yordu seni;
sahiden bir kaza olma ihtimalin.
Dinliyor gibi
görünmeyi iyi biliyorsun da, söylediklerimden daha fazlasını bildiğini
sanıyorsun. Ah Meryemce, hisli insanlar için hayat trajedi, düşünenler içinse
komedi tadında geçer, sen hayatı trajikomik yaşıyorsun. Madem yitip gitmek
niyetindesin, iyi bir hal üzere kaybol Meryemce. Ki bulunabilesin..
21 Nisan 2019 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder