20 Nisan 2019 Cumartesi

hayat denen oyun çoktan bitmiş, oyuncular dağılmış, oyuncaklar toplanmış da ben hala buradaymışım gibi. zaten hepimiz bir ayağımız çukurda doğuyoruz. benim için ağırlığımı çukurdaki ayağıma verme vakti geldi sanırım.
mezar taşıma "mezarlık mı yan gelip yatma yeri değildir." yazdıracağım.

mutluluk; akdeniz ve karadenizden eşzamanlı fırlatılacak birer toplu iğneyi pasifik okyanusunun ortasında çarpıştırmak gibi birşey benim için. hayatım bir huzursuzluk turnuvası havasında sürüyor. bütün yaşananlar aynı hızla mutsuz ediyordu ama bu gidişle birinciliği bana verecekler.
mezar taşıma "sizi ayakta karşılayamadığım için kusura bakmayın." yazdıracağım.

9818 günlük ömrümün en güzel gününü doğduğum gün yaşadım: ölü doğmuşum. gerçi o da birşey mi. yıllardır ölü yaşıyorum kimse de bi'şey fark etmiyor. 28 yaşımı görmeden öbür dünyaya kapağı atayım artık diyorum.
sonra da mezar taşıma "mezar soğuk ama girince alışıyorsun." yazdıracağım.

birçok ölüden daha solgun görünüyorum. üstelik buradaki mezarlıkta çok popülerim. yabancılık çekeceğimi zannetmiyorum o yüzden. zaten her gittiğimde yatıya davet ediyorlar. bazen yağmur yağıyor, ölüler parfüm sürmüş gibi kokuyor toprak.
mezar taşıma "yatakhanemize hoş geldiniz." yazdıracağım.

her biriniz, kansere çare bulmak, ölümsüzlük iksirini keşfetmek, şehirlerde trafik sorununu çözmek gibi mühim işler başarmak için gelmiş olabilirsiniz dünyaya. ama ben mutfak lavabosunun önünde duran sarı bez olarak gelmişim. ali ağaoğlu'nun bu hiç değil dediği proje olarak gelmişim. cehenneme açılan bir kapı suretinde gelmişim.
mezar taşıma "kendimi öldürmekten suçlu bulundum, müebbet yatıyorum." diye yazdıracağım.

hayatım bir film olsaydı tam bir ergen piç gibi davranıp yarısında çıkardım.
mezar taşıma yaldızlı harflerle "benimki sanırım çin malıydı. hayatlarınızı orijinal üreticilerden alınız." yazdıracağım.

hayatımın son iki yılına alkol sayesinde katlanabildim. o kadar ki, beni çocuklara kötü örnek olmayayım diye gazete kâğıdına sarıp, siyah naylon poşete koyup öyle getirdiler eve yıllarca.
mezar taşıma "yaşamak sağlığa zararlıdır." yazdıracağım.

yaşamın güzeline benim puanım yetmedi, açıköğretimden yaşıyorum. üretimde hata olmuş, kalite kontrolde hata olmuş, teslimatta hata olmuş. defolu bir hayatım var. batan güneşin sesini, dünyanın dönüşünü, otların arasında yürüyen böceklerin ayak seslerini duyabiliyorum.
mezar taşıma "lütfen sessiz olun, uykum çok hafif." yazdıracağım.

çocukken televizyonların içinde gerçek insanlar var sanıyordum. şimdi insanların içinde bile gerçek insan olmadığını düşünüyorum. insanlar kötü, sokaklar tekin değil.
mezar taşıma "babam gece saat ondan sonra dışarı çıkmama izin vermiyor." diye yazdıracağım.

hani böyle diş macunu bitiyor da, o içindeki, en dibinde kalan son macunu türlü işlemler, kıvırmalar, rulo yapıp sıkıştırmalar gibi işlemler sonucu uca getirip, eli kastıra kastıra can havliyle parmağın ucuyla böyle güç bela iyice bastırıyorsun da, tüm bu başka şartlar altında olsa atomu parçalayabilecek çabalar sonucu fırçaya böyle bir fırçalamalık macun gelir gibi oluyor da parmağın çok acımasının ardından bir anlık hatta bir saniyelik güç kaybı sonucu geri içeri kaçıveriyor ya o macun... işte öyle bir hüzün var üzerimde. hatta benim hüznüm, havaalanında döner bantta defalarca tur atan, herkes gittikten sonra bile dönmeye devam eden çantayla falan kapışır, o derece.

bende bu hüzün ve huzursuzluk olduktan sonra ölünce de rahat edemem gibi geliyor. mezarımı altında petrol aramak için, define bulmak için, hatta "kalk yerine yat hadi" demek için bile kazabilirler.
mezar taşıma tamamı büyük ve kalın harflerle "rahatsız etmezseniz sevinirim" yazdıracağım.

35 değilim ama yolun yarısını çoktan geçtiğimi hissediyorum. hatta yol bitmiş de ben hala yürüyormuşum gibi... kendimi karanlık ormanda dante'nin karşısına çıkan, ona cehennemi gezdiren vergilius gibi hissediyorum, azrail'i kıskandıracak ama, en yakın arkadaşım hades'e kendi ateşinde yanacağını bile bile "yaşamak çok güzel" diyormuşum gibi...

ölmeden önce yapılacaklar listem var. hepi topu 3 madde kaldı listenin tamamlanmasına. birinci madde ölmek. ölmeden önce en yapılacak şey bence ölmek. ecelle değil ama, tüm bilinçle, istekle ve ciddiyetle ölmek.
mezar taşıma nazım hikmet'e nazire yaparak "ölmek şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle öleceksin." yazdıracağım.

gökte çin malı bir dolunay, birkaç cebi delik bulut, tam emin değilim ama 2078 tane de yıldız var. kendini öldürmek için mükemmel bir gece ama kendimi uçurumdan aşağı mı bırakayım yoksa silaha çocukluk anılarımı doldurup beynime mi sıkayım ona karar veremiyorum.
mezar taşıma "acaba yandaki mezara mı girseydim..." yazdıracağım.

ben öldükten sonra dünya dönmeye devam edecek. hadi dünya dönsün tabii de, mars, venüs ve hatta satürn bile dönmeye devam edecek. dönme dolaplar da öyle.
mezar taşıma "dünya keskin bir virajı dönerken ben tutunamayıp öteki dünyaya fırladım, lütfen kemerlerinizi bağlayın." diye yazdıracağım.

velhasılı, hala hayattayım, hala nefes alıyorum diye tuttuğum yası sizlere de bulaştırmayayım. mezar taşıma "geldiğin için teşekkür ederim, ben de yarın sana iade-i ziyarette bulunacağım." yazdıracağım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder