28 Haziran 2023 Çarşamba

26 Haziran 2023 Pazartesi

Yani kim ister ki durup dururken aklının ipini salmak? Hem yalnız hem deli kalmak. Kim ister saçlarını kesmek, boş otobüslere binmek, kimsenin gitmediği yerlere gitmek.. Kim gönülden yapar ki kağıttan savaş uçaklarını? O'na mektup yazmak varken ellerim neye yarıyor?

25 Haziran 2023 Pazar

 Yanıma küçük bir oğlan çocuğu yaklaştı dün elinde plastik bi topla. "abla, benimle kimse oynamıyor" dedi. Ne kadar basit, ne kolay kurdu o cümleyi. Yıllardır bir türlü kuramadığım o cümleyi küçücük bir oğlan çocuğu ne kolay döktü ağzından. Dedim ben oynarım seninle. Sonra aldım topu en yakın balkona fırlattım. Şimdi düşünsün dursun elinde plastik topu da olmadığı zaman neye yanacağını.

Böyle günler olabilir. Nefret ettiğim halde taklit ediyor olabilirim. Üstelik nefret ettiğim konusunda yalanlar bile söyleyebilirim. Kimseyi nefret edecek kadar zalim bulmayadabilirim. Ki bunun da yalan olması ihtimaller dahilindedir. Böyle günler olabilir.

Herkesi mutlu ve kendimi dışlanmış hissedebilirim. Bu doğru bile olabilir. Fakat onlarca güzellik vardı, şimdi odadaki bir masadan farksız hissetmek gerçek midir?

Gözümün önünden gitmiyor. Yere oturduğunu görüyorum. boynunu görüyorum. Şefkat görüyorum ve unutamıyorum. Öyle bağıran bir yanı vardı beni neden görmüyorsunuz diye, görmüştüm ve korkuyordum. Çünkü ben hiç bitirememekte ustayım. bir ölü görmedikçe bittiğine inanmayı reddediyorum. Ki nasıl bir tutunma çabasıdır?

Böyle günler olabilir. Bir daha bu yollar aynı hevesle yürünmeyebilir. Belki sahiden burda sıkıştık kalp o yüzden sıkışıyor ve dahi yarı yolda bırakacak da olabilir. Belki görüp görebileceğimizin en son hali bu tozlu manzaradır. Tek kelime etmeden. Tükenebilir.

"aklım, haklıyım, et firarını"

24 Haziran 2023 Cumartesi

Sanki ölmüşüm de cenaze namazım kılınmadan gömüldüğümü helvamı yerlerken hatırlamışlar gibi... Durumun çok da sallayanı olmamış, öyle tatlı tatlı benden konuşuyorlar. Mesela biri şey diyor "bademli magnum çok severdi toprağı bol olsun, bekleme salonunda servisleri vardır inşallah" Gülüşüyorlar, annemin gözünün yaşı helvasına düşerken. Bir diğeri de ekliyor "sigara da veriyorlardır ve yürümesi için bir orman yolu. Oturturlarsa delirir toprağı bol olsun. " Ve devam ediyor, "Allâh sıpotifay listesinden de ayırmasın." Kardeşimin gözünde yaş, canım arkadaşım ona bıraktığım son mektuptaki 'cenazemde çalınacak şarkılar'playlistini arıyor telefonumdan çaresiz. Aylardan Nisan... 

Ben bir çiçektim. Toprağım bol olsun.


"Canan, sen bir çiçeksin"

https://open.spotify.com/track/7fjyIFkBCgfuSRtNMnMM91?si=xr_40W3yQ2qH-oTaBtasiw&context=spotify%3Aplaylist%3A2LexLZFybDohIBLeIrMqd9

Bazen olur, eksikliğini hissettiğiniz şeyleri bir valize koyup yanınızda taşınırsınız. Ağır geldikçe de bir bir çıkarır atarsınız.

O soğuk mu soğuk kış günü neden bu yola çıkmıştım hatırlamıyorum. Orada ne vardı, ne görmeyi umuyordum bilmiyorum. Bütün gözlerimi arkamda bırakmış ve artık yıllanmış bir kokunun peşine düşmüştüm.

Şehre girdiğinizde önce sağa sonra sola bakmalısınız. Daha önceki yılgınlıklar sizi usandırmamalı. Eski bir şeye yeniymiş gibi bakmak ancak yüksek ruhlu insanlara nasip olabilecek bir yetenektir. Bu yüzden saatlerce boynunuz bükük yürüdüğünüz yolları, oturup ağladığınız bankları ve belki de tüm gençliğinizi serdiğiniz sokakları ilk defa görüyor-muş gibi yapabilmelisiniz. Dünya eğer bir sahneyse sahiden elinizden gelen en iyi oyunu oynamalısınız.

O zamanlar zaman geçiyordu işte bir şekilde. Hiçbir şey yapamazsak bir minibüse atlayıp ilk gördüğümüz parkta sabahlıyorduk. Üstelik yağmurları vardı hediye gibi gelen. nerden bakarsak bakalım her şey güzel görünüyordu işte.

Zaten kolay kolay mutlu olamayan bir insansanız ve hayatta sizi mutlu edebilecek tek şeyi bir şekilde yitirdiyseniz ancak işte böyle camlara hohlayabilirsiniz.

Hoh.

 Acı deneyimlerden sonra, insan ancak kendi bedenine eziyet ederek günlerini sürdürebiliyor. Bileklerimi kesmedim henüz. Kan tutar beni güzelim. Ve en önemlisi bebeksi tenimde iz kalsın istemiyorum. 

Tarihe not düşülsün diye yazıyorum. En umumundan. Çünkü aleni ağlanıyor, aleni bağırılıyor ve aleni vazgeçiliyorsa kimi her şeyden, bazen pes etmek en iyisi.

Bu kadar çok konuşmamın tek sebebi, o kadar çok utanmam. Şunu yapma, bu da böyle olsun dediğim her an kendimden nasıl tiksindiğimin resmi aslında. İnsan gördüğü şeylerin en güzelini görünce, öyle bir çözülüyor ki.. En az bir cüce kadar kambur ve kuruntulu oluyor. Kendine benzetmeye, kendi gibi kara olmaya, kendi kadar kambur kendi kadar cüce olmaya zorluyor..

Hayır, bunlar sadece yüzünü suya benzetmemden değil. Bunlar, bir daha asla havanın orta yerine asılmış kadar yalnız hissetmeyeceğim için..

Basit, makul ve mümkün aslında. insana dengede olmamak yakışır. Karınca, kararınca, kontrollü ve garantici bir şey olsaydı sahiden hayat, doğumlar o kadar sancılı olmazdı.

Her şey dorukta.

İnsan bokundaki boncuğu arayan bir kabus.

 Ben senin tepkisizliğini, kendi yalnızlığımla özdeşleştirerek ilk büyük hatayı yaptım zaten. Eşdeğer değilmişiz. Senin yalnızlığın benim kalabalığım değilmiş. Kısacası biz bu dünyaya birbirini tamamlamak için gönderilmiş o şanslı insanlardan değilmişiz. Belli ki şanslarımız ayrı.Yahut yok. Bilemiyorum. İçim acıyor. Ama sen ne dersen de bu insanlar bu koltuklara yakışmıyor. Bu konuda methiyeler düzülse de, sis, indiği geceye yapışmıyor.

 Bulduğunu sandığının, aradığın olmadığını anladığın an, yerin altından çekilmesi veya bütün dünyanın olduğu gibi hayatına devam etmesi arasında bir fark göremedim. Anne, sen neden küçükken bana sevdiğinin aynı derece seni sevmesinin kesin olmadığını öğretmedin?