Çerçevelerimi daraltıyorum, ölmüş çiçekleri vazomdan çıkarıyorum, pencereyi ardına kadar açıyorum.. Ve eskiden göğsümü genişleten o duayı hatırlamıyorum. Bir yerin her yerinden kırılıyorum. Cam gibi batan kemiklerimden kurtulamıyorum, vicdan azabı gibi, gözümdeki yaşı tüketircesine daha da derine saplanıyorlar. "Ben böyle ağlamazdım senden önce." Kafamda bu cümle yankılanırken ağlamanın, arabesk bir alışkanlık olduğunu biliyorum. Birazdan ölecek gibi heyecanlıyım. Birazdan ölmeyeceğim halbuki. Ölmem bin senemi alacak. Bin yıl, sırtımdaki o kamburu çekeceğim ama ölmeyeceğim, göğsümü genişleten o duayı hatırlamayı umarak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder