19 Kasım 2022 Cumartesi

 Sevgili Ulya

Zamanın tam ortasında, çırılçıplak paslı bir sessizlikle artık hiç hayat bulamayacağının bilincinde yasını tutarken, gözlerimin nasırlaşmış bakışlarına astığım, kahvehanede çay soğutan bu kimsesizlik ve boğazıma düğümlenen koca bir dünya ile uğurluyorum seni. Hoşça kal..

Sana vermeyi düşündüğüm ne kadar isim varsa ve benden alacağın dalgalı saçlarının her bir telini, ömrümün kalanına düğüm ediyorum. Ama yetersiz kalıyor her çabam. Dinmeyecek bu acı. Hayalini kaybetsem de matemim kadim bir hatıra gibi kalacak bende. Sana gerçek bir veda edemediğimden ve ne yazık ki zamanı geri alamayacağımdan, sol göğsümün altında taşıdığım bu büyük öfkeyle, sana kavuşamamış, kavuşamayacak olan hayatımı omzumda sürükleyerek tutacağım yasını ela gözlü güzel kızım.

Kavgalarımız henüz kaderini öldürmemişken, yani geleceğine kastetmemişken hırslarımız, kalplerimizin dörtnala koştuğu o güzel zamanlarda, seni isterken, sana yazdığım mektupları, sana vereceğim arkadaşlığımı, zayi makamında bir ağıtla, olmuş, bitmiş ve bencilce tükettiğimiz her şeyden hicap duyan zayıf bir metanetle mumyaladım kalbimin en kayıp köşesine. Şimdi bütün söylediklerimin değersizliği ile senden, çalınmış geleceğinden arta kalan bu göç sessizliğine soruyorum, hiç doğmayacak olmana, okuduğum hangi dua özür diler? Hangi çiçeği kabul eder etini bulamamış ruhun? Beni affedebilir misin?






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder