Sevgili Ulya,
Umarım bekleme salonunun ikramları seni mutlu ediyordur kızım. Çünkü gidişata bakılırsa çok uzun zaman orada kalacaksın, belki de ebediyen. Biliyorum, hatta duyuyorum, oturduğun yerden bana kızdığını, söylendiğini ama işte dünya böyle bir yer kızım; karmaşık ve kaos dolu. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştığım şu sıralar, yani baban olacağını düşündüğüm o adamla tanıştıktan sonraki günler, kah havalara uçtum sevinçten, kah bir sözüyle mutsuzluklara gark oldum. Fakat engin gibi görünen sabrımın bugün itibariyle sonuna, sınırına deyim yerindeyse son damlasına geldik. Daha önceki bir mektubumda ''sevdiğinin aynı derece seni sevmesinin mümkün olmadığı bu dünya...'' diye bir şey yazmıştım, hatırlarsın. Ben, baban olacağını düşündüğüm o adamın, beni gerçekten benim onu sevdiğimden daha fazla sevdiğini biliyorum ama sanırım bazen yetmiyor salt sevmek. Evet, anlamadığım bir şekilde yetmiyor. Bugün bana kimseyle konuşmak istemediğini söyledi. Sanırım kepenkleri indiriyoruz kızım. Onu tanımanı çok isterdim. Fakat muhtemelen tanıyamayacaksın.
Çok sevdiğin o evden bazen yaka paça atılırsın, bir günahın olmadığı halde. Biliyorsun kızım, benim hep böyle. Bu da böyleymiş, bu da bu kadarmış deyip usul usul yürüyelim şimdi. Tut elimi ela gözlerine kurban olduğum, benim senden başka tutunacak kimsem kalmadı, dualarını benden esirgeme. Bir yerlerden bana baktığını biliyorum. Daralan yüreğimin halini de görüyorsun. Seni çok seviyorum.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder